Guven Medical and Health Sciences

Derlemeler

Menopoz: biyolojik nedenler, klinik sonuçlar ve kanıta dayalı yönetim

Yazarlar: Yetkin Karasu

Özet

Menopoz, kadınlarda en az 12 ardışık ay adet görmeme ile tanımlanan; çoğunlukla 45–55 yaş aralığında ortaya çıkan (ortanca 51 yıl) fizyolojik bir yaşam evresidir. Günümüzde yaşam süresinin uzamasıyla birlikte bu postreprodüktif dönem, kadın hayatının üçte birine kadar uzayabilmekte; dolayısıyla klinik ve toplumsal etkisi belirginleşmektedir. Biyolojik olarak süreci tetikleyen temel mekanizma, fetal dönemde belirlenen ve yenilenmeyen oosit/folikül havuzunun yaşam boyu atrezisi ile oositlerin tüketilmesidir. Bu durum, reprodüktif yaşlanmayı somatik yaşlanmadan daha erken ve daha keskin hâle getirir. Evrimsel biyoloji açısından çeşitli faydaları olduğu öne sürülse de menopoz, birçok kadın için zorlu bir dönemdir. Klinik pratikte başlıca sorunlar; vazomotor yakınmalar, uyku ve duygu durum bozuklukları, bilişsel şikâyetler, genitoüriner sendrom (GSM), kemik kaybı/osteoporoz ve kardiyometabolik risklerde artış etrafında toplanır. Yönetimde, uygun hastada hormon replasman tedavisi (HRT) vazomotor semptomlar için en etkili seçenektir. HRT’nin uygun olmadığı ya da tercih edilmediği durumlarda ise SSRI/SNRI, gabapentinoidler ve davranışsal yaklaşımlar değerlendirilebilir.

DOI: 10.62351/gmhs.2025.0028

Acil Tıpta yapay zeka

Yazarlar: Mehmet Ali Çalışkan, Onur Polat

Özet

Bu derleme, acil serviste yapay zeka ve makine öğrenimi uygulamalarının triyaj, yatış kararları ve tıbbi görüntüleme alanlarındaki etkilerini, güncel bilimsel çalışmaların bulgularına dayanarak özetlemektedir. Triyaj süreçlerinde elektronik sistemler ve derin öğrenme modelleri, manuel yöntemlere kıyasla kritik bakım ve hastaneye yatış gereksinimini daha doğru öngörmektedir. Yatış kararlarının desteklenmesinde doğal dil işleme teknikleri ve sinir ağı tabanlı modeller, erken kapasite planlamasını iyileştirerek kaynak kullanımını optimize etmektedir. Tıbbi görüntülemede derin öğrenme uygulamaları, bilgisayarlı tomografi ve radyografi incelemelerinde acil müdahale gerektiren bulguların daha hızlı saptanmasını sağlamaktadır. Genel olarak, yapay zeka ve makine öğrenimi tabanlı karar destek sistemleri, acil servislerde hız, doğruluk ve hasta güvenliğini artırma potansiyeline sahiptir; bu teknolojilerin yaygın klinik kullanımı için çok merkezli, ileriye dönük doğrulama çalışmaları ve entegrasyon süreçlerinin desteklenmesi gerekmektedir.

DOI: 10.62351/gmhs.2025.0027

Karaciğer kanseri ve makine perfüzyon: yeni nesil nakil stratejileri

Yazarlar: Fuat Aksoy, İrem Kumru Öz, Beyza İsmailoğlu, Esma Özdemir

Özet

Dünya genelinde karaciğer nakli sayısı her geçen yıl artmakta, buna karşın uygun donör organ bulma konusundaki yetersizlik aynı oranda devam etmektedir. Özellikle son yıllarda obezite ve karaciğer yağlanması vakalarının ciddi artışı, dünya genelinde donör kalitesini düşürmekte; sağlıklı donör bulmayı giderek zorlaştırmaktadır. Artan talep karşısında marjinal donör karaciğerlerinin kullanımı yaygınlaşmaktadır. Ancak bu greftler, genellikle iskemik hasara daha yatkın olup nakil sonrası primer disfonksiyon, erken greft yetmezliği ve safra yolu komplikasyonları gibi ciddi sorunlarla ilişkilendirilmektedir. Bu olumsuzlukları önlemek amacıyla geliştirilen makine perfüzyon (MP) teknolojisi, greftlerin daha fizyolojik koşullarda korunmasını sağlayarak iskemik hasarı azaltmayı ve organın nakil öncesi fonksiyonel durumunun değerlendirilmesini mümkün kılmaktadır. Böylece özellikle marjinal greftlerin güvenli kullanımını desteklemekte ve nakil başarısını artırma potansiyeli taşımaktadır. Bu derleme, MP teknolojisinin prensiplerini, karaciğer naklindeki mevcut ve potansiyel kullanım alanlarını ele almakta; ayrıca bu teknolojinin gelecekteki uygulamalarına yönelik yenilikçi yaklaşımları incelemektedir.

DOI: 10.62351/gmhs.2025.0026

Kodlama yapmayan uzun RNA’ların mekanizması ve klinik yansımaları

Yazarlar: Seçil Aksoy, Beyza Nur Yağcı, Beril Solak, Çağla Sevinç

Özet

Long non-coding RNA’lar (lncRNA’lar), 200 nükleotitten uzun ve protein kodlamayan RNA transkriptleridir; son yıllarda gen ekspresyonunun çok katmanlı düzenlenmesinde üstlendikleri rollerle dikkat çekmektedirler. Başlangıçta genomun “gürültülü” ürünleri olarak değerlendirilseler de, epigenetik modifikasyonlardan post-transkripsiyonel düzenlemeye kadar geniş bir etki yelpazesinde görev aldıkları gösterilmiştir. Yapısal çeşitlilikleri ve genetik konumlarına göre sınıflandırılan lncRNA’lar, moleküler etki mekanizmalarındaki fonksiyonel esneklikleriyle öne çıkmaktadır. Güncel çalışmalar, bu moleküllerin hücre proliferasyonu, farklılaşma, apoptozis ve bağışıklık regülasyonu gibi temel biyolojik süreçlerde önemli düzenleyiciler olduklarını ortaya koymaktadır. Bu işlevsel çeşitlilik, lncRNA’ların pek çok hastalıkta potansiyel biyobelirteçler ve terapötik hedefler olabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte, lncRNA’ların evrimsel korunma eksikliği, düşük ekspresyon seviyeleri ve karmaşık ikincil yapıları, fonksiyonel karakterizasyonlarını zorlaştırmaktadır. Gelişen biyoteknolojik araçlar ve çoklu omik yaklaşımlar sayesinde bu sınırlılıkların aşılması beklenmekte olup, lncRNA’ların gelecek yıllarda hem temel bilim hem de klinik araştırmaların merkezinde yer alacağı öngörülmektedir.

DOI: 10.62351/gmhs.2025.0025