Güven Tıp ve Sağlık Bilimleri Dergisi

Derlemeler

Benign anorektal hastalıklar

Yazarlar: Atila Korkmaz

Özet

Benign anorektal hastalıklar oldukça yaygın olan ancak hastaların şikayetlerini dile getirme konusundaki çekinceleri nedeniyle yaygınlığının tam olarak saptanamadığı hastalıklar grubunu oluşturmaktadır. Bu nedenle benign anorektal hastalıkların tanı ve tedavileri gecikmekte ve insanların yaşam kalitesi ile iş gücünü negatif yönde etkilemektedir. Bu bölgenin benign lezyonları içinde hemoroidler, anal fissür, perianal abseler, fistüller, rektal prolapsus ve anal inkontinens gibi rahatsızlıklar sayılabilir. Ayrıca, kondilomlar, rektovaginal fistüller, hydradenitis suppurativa gibi durumlara da daha seyrek olarak rastlanır. Tanının doğru olarak konulabilmesi için semptomların sorgulanması, bölgenin muayenesi ve yardımcı laboratuvar tetkiklerin iyi değerlendirilmesi gereklidir. Bu derlemede pratikte rastlanan benign anorektal hastalıkların genel semptom ve muayene bulguları öncelikle ele alınmış ve patolojiler ayrı ayrı değerlendirilmiştir.

DOI: 10.62351/gmhs.2026.0016

İleri yaştaki bireylerde immünosenesans (bağışıklık yaşlanması) ve enfeksiyon riski: sık görülen geriatrik enfeksiyonların yönetimi

Yazarlar: Yaşar Bayındır

Özet

Dünya nüfusunun hızla yaşlanması, yaşla ilişkili kronik hastalıklar ve akut enfeksiyöz tabloları küresel bir halk sağlığı önceliği haline getirmektedir. Yaşlanma süreci, immünosenesans olarak adlandırılan ve hem doğuştan gelen hem de kazanılmış bağışıklık sistemini zayıflatan değişimleri beraberinde getirir. Hematopoetik kök hücre üretimindeki azalma, T ve B lenfosit fonksiyonlarındaki gerileme ve timik involüsyon, bu sürecin temel hücresel mekanizmalarındandır. İmmünolojik gerileme; malnütrisyon ve kronik komorbiditeler ile birleştiğinde ileri yaştaki bireylerde enfeksiyon, malignite ve otoimmün hastalık riskini belirgin şekilde artırmaktadır. Geriatrik popülasyonda pnömoni, idrar yolu enfeksiyonları, intraabdominal enfeksiyonlar ve sepsis hem yüksek insidansları hem de atipik klinik seyirleri nedeniyle tanı ve tedavide ciddi zorluklar yaratmaktadır. Klasik lokalize bulguların yerine sıklıkla deliryum, düşme ve fonksiyonel kayıp gibi sistemik ve non-spesifik semptomlar ön plana çıkmaktadır. Bu derleme, ileri yaşta bağışıklık sisteminde meydana gelen değişiklikleri, geriatrik popülasyonda en sık karşılaşılan enfeksiyöz klinik tabloları ve yönetimini, immün yetmezlik şüphesinde klinik değerlendirme basamaklarını ve sağlıklı yaşlanmayı destekleyecek koruyucu tıbbi yaklaşımları ele almaktadır.

DOI: 10.62351/gmhs.2026.0017

Meme kanserinde sirküle tümör hücreleri: prognostik ve prediktif biyobelirteç olarak potansiyelleri

Yazarlar: Hacer Ağar, Gamze Güney Eskiler

Özet

Meme kanseri kansere bağlı ölüm nedenlerinin başında gelen heterojen bir kanser türüdür. Günümüzde, klinikte erken tanı ve hedefe yönelik tedavi yaklaşımlarındaki gelişmelere rağmen, metastaz kanser hastalarının prognozunu büyük oranda etkilemektedir. Bu kapsamda metastaz gelişiminde ve tümörün agresif yapısı ile ilişkili olarak sirküle tümör hücreleri (CTC), likit biyopsi temelli analizlerle erken tanı ve tedavi yanıtının değerlendirilmesinde dikkat çekmektedir. CTC’ler tümör dokusundan ayrılarak kan dolaşımı ile farklı dokulara lokalize olma potansiyeline sahip hücrelerdir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda CTC’lerin metastaz sürecindeki itici güç rolü ortaya konmuş ve başta meme kanseri olmak üzere farklı kanser tiplerinde önemine yönelik gerçekleştirilen çalışmalar hız kazanmıştır. Bu bağlamda mevcut derlemede CTC’lerin biyolojisi ile birlikte meme kanserinde yenilikçi bir biyobelirteç olarak prognostik ve prediktif rolleri değerlendirilmiştir. Bununla birlikte CTC’lerin klinikteki kullanımındaki sınırlılıklar ve gelecek perspektifleri tartışılmıştır.

DOI: 10.62351/gmhs.2026.0018

Cerrahi planlanan hastalarda antikoagülan ve antiagregan tedavinin yönetimi

Yazarlar: Murtaza Emre Durakoğlugil

Özet

Günümüzde yaşlanan toplumun sonucu olarak hem kardiyovasküler hastalıkların sıklığında hem de toplumun cerrahi operasyon ihtiyacında artış olmaktadır. Özellikle son bir yıl içerisinde farklı sebeplerle ikili antiplatelet veya antikoagülan ilaç kullanan hastalarda, bu ilaçların uygunsuz kesilmesi trombotik komplikasyonları arttırmakta, tedavinin işlem öncesi düzenlenmemesi de kanama riskini ciddi düzeyde arttırmaktadır. Bu yazıda, kalp dışı cerrahi planlanan hastalarda antikoagülan ve antiagregan tedavinin nasıl düzenleneceğinden kısaca bahsedilecektir.

DOI: 10.62351/gmhs.2026.0019